Hindistan’da bir AVM’de sigara içme odasındaki konsept: Tavandaki resim, içeridekilere, kendi cenazelerindeymiş hissi veriliyor.
yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta,
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak,
o zaman da
çok geçtir,
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.
burnu bir karış havada, gözü yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde.
hele hele benim aşkımı yerden yere vurup, nasıl kırmıştı kalbimi zalim.
dudaklarından dökülen acı sözleri; öyle ki, bugün bile unutamam.
ne tebessümdü o, zehirden beter.
her olayda içim paramparça, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu.
yorgun düşerdim onsuz geçen, onunla dolu, koyu siyah gecelerde.
pişmanlıktan kendime lanetler eder,
sevgimi söylediğim günü düşündükçe,
kaleme sarılıp yazardım ona nefretin aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı.
derdimdi, alın yazımdı, onbeşimin çocuksu aşkıydı.
nasıl da gülerdi canı istedi mi…
en anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir,
ardından bir uçurumun kenarına yapayalnız bırakır giderdi.
ben çaresiz, ben yorgun, ben bıktım bu sevdadan.
ah bilirdi o insafsız, diri diri yanardım o böyle yaptıkça…
şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda; onda ne bulduğumu bugün bile bilemem.
ama o günlerde hayatımın amacı, varolma gibi gelirdi bana.
çocukluk mu, yoksa gençliğimin safça tutkusu muydu bu kölesiye bağlanış,
içten içe kopan fırtınalar, bu delice yakarış?
kimbilir, belki de sevilmeye muhtaç bir kalbin bitmek bilmeyen kaprisi…
ondan hiçbir şey istememiştim.
sadece sevgi…
evet, şimdi yıllar sonra ben, onu düşünüyorum ilk defa kucağımda resimler, hatıralarla.
hava yine soğuk, yine kasvetli
gözleri gözlerimde sevgisi derin yüreğimde.
unuttum sanırdım, meğer aldanmışım, ağladım saatlerce.
bu onun “ölüm yıldönümü”dür.
17’sinde toprakla kucaklaşan, o zalimin hikayesidir anlatılan.
bir melodidir kırık, umutsuz…
doldururken sensizlik o an odayı gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı.
bir feryat yankılanmıştı acı dolu tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda.
deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu.
benim kadar çaresizdi her köşe.
kendi kendime konuşarak yaklaştım sırasına;
“sen ölemezsin; canımsın, sevgimsin, emelimsin…
dileğince nefret et, alay et duygularımla ..
kızmam sana …
ama ne olur bir yalan olsun, acı bir şaka.
evet, evet beni üzmek için yapıyorsun.
herşeyini özledim…
allahım son defa göreyim yeter bana”
bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü…
ta ki, ölümün o sinsi kokusunu içimde duyana kadar.
hıçkıra hıçkıra ağladım, sıraya kazıdığın ismini öptüm.
sonra, ona ait birşeyler bulmak için aradım her köşeyi…
yalnızca buruşturulmuş bir sayfa, rengi solmuş.
yazı, onun yazısı.
bir mektuptu, özenilerek yazılmış, belli ki çok emek verilmiş her satırına…
çok şaşırdım, mektup bana hitabendi.
korkakça, kaybolmasından korkarak,
acıyla okudum her cümleyi kalbimde büyüyen bir özlemle…
hele hele o ilk satırı…
öyle ki, bugün bile unutamam, okudukça ağlarım.
“insan sevdiğini yerden yere vururmuş bir tanem, affet beni !!!…”
Sigaram olsana dudaklarımda
Veya gözyaşlarımda bir damla.
Şarkıların hatırlattığı duygularım
Sözlerini anlayamadığım yazdıklarım
Hepsinin arasına karışsana.
Sen, benim ol diyemem.
Giderken gitme de diyemem.
Yokluğunda mutluyum ama;
Dudaklarımdaki sigaram olsana…
Bir insan doğar. Sonra aynı insan ölür. Doğum aslında sadece, tek gerçek dedikleri ölümün başlangıcıdır. Bir insan doğar doğmaz, ölmeye başlar.
Ölmeye başladığımız andan itibaren geçen süreye “hayat” “yaşam” gibi tanımlar yakıştırılmıştır. Biz sadece ölümümüzü anlamlı kılmaya uğraşır, ölüm…
güven sorunu yaşıyorum bazen.güvenemiyorum sana ona yanımdakine karşımdakine…lise zamanı en çok güvendiğim insanların şuan yanımda olmayışları mı beni bu duruma getiren yoksa beni kırmaz diye düşündüğüm insanın ağzıma sıçar düzeyde kırması mı.hangisi bilmiyorum ama o dönemden gelen bişey olduğunu biliyorum.şu an bile en çok güvenmem gereken arkadaşıma arkadaşlarıma güvenemiyorum.artık böyle olmam gerekiyo sanki öyle hissediyorum.çünkü güvendiğin insanların güvenini boşa çıkarması insanda derin yaralar açıyo, üzülmesine neden oluyo ve ben üzülmek istemiyorum artık.mutlu etmek değil biraz da mutlu olmak istiyorum o yüzden bu durumu kabullenmeliymişim gibi geliyo.güvensizliğimin sorun değilde yaşam biçimi olmasını iiistiyorum sanki.




